Nesnel Varlık Nedir? Bir Mühendis ve Bir İnsan Gözüyle
Bazen bir kelime üzerine düşünmek, bizi hem zihinsel olarak hem de duygusal olarak farklı noktalara götürebilir. “Nesnel varlık nedir?” diye sorduğumda, kafamda hemen farklı sesler yankı buluyor. İçimdeki mühendis, mantıkla ve bilimsel bir bakış açısıyla cevap vermek isterken, içimdeki insan tarafı daha soyut ve insani bir yanıt arıyor. Hadi gelin, bu iki farklı bakış açısını karşılaştıralım.
İçimdeki Mühendis: Nesnel Varlık, Gerçeklik Demek
Mühendislik dünyasında “nesnel” kelimesi, genellikle bir şeyin gerçekliğiyle, fiziksel varlığıyla bağlantılıdır. Yani bir nesnenin “nesnel varlık” olabilmesi için gözlemlenebilir, ölçülebilir ve somut bir şekilde var olması gerekir. Mesela bir araba, bir inşaat malzemesi, bir köprü gibi… Bunlar bizim gözümüzle gördüğümüz, fiziksel olarak algıladığımız varlıklardır. İşte nesnel varlık, tam olarak bu: Zihnimizdeki tasarımdan bağımsız, dünyada kendi başına var olan ve ölçülüp analiz edilebilen her şey.
İçimdeki mühendis hep der ki: “Bir şeyin var olup olmadığını, gözlemlerle ve ölçümlerle kanıtlamalısınız. Eğer bunu yapabiliyorsanız, o şey nesnel bir varlıktır.” Mesela, fiziksel dünyada bir cismin ağırlığını tartabiliriz, boyutlarını ölçebiliriz, hatta davranışlarını hesaplayabiliriz. Bütün bu işlemler, bir nesnenin nesnel varlık olduğunu ispatlamak için kullanılan araçlardır. Yani, nesnel varlık denilince akla gelen ilk şey, bilimsel ve fiziksel dünyanın kendisidir.
İçimdeki İnsan: Nesnel Varlık, Sadece Bir Perspektif mi?
Ama bir an duruyorum ve içimdeki insan tarafı devreye giriyor. O, “Nesnel varlık nedir?” sorusunu sadece fiziksel gerçekliklerle sınırlı görmüyor. İnsan, çevresini ve dünyayı duygusal ve toplumsal bir bakış açısıyla da deneyimler. Nesnel varlık, bir insanın deneyimlerine göre değişebilir. Örneğin, bir kişi bir odada bir tablo gördüğünde, bu tabloyu sadece bir nesne olarak görmeyebilir; ona anlam yükleyebilir, ona bir hikaye atfedebilir.
İçimdeki insan der ki: “Bir şeyin varlığı, sadece gözlemlerle değil, duygularla da şekillenir.” Duygusal anlamda bir tablo, bir anı, bir hatıra olabilir. O zaman nesnel varlık, kişinin gözlemlerinin ötesinde, o varlıkla kurduğu ilişkinin bir sonucu da olabilir. İnsanlar, nesneleri bir anlamla, bir hikayeyle özdeşleştirirler. Bu, aynı zamanda varlığın nesnelliğiyle değil, insanın ona kattığı anlamla ilgilidir.
Felsefi Perspektif: Nesnel Varlık ve İnsan Algısı
Felsefi anlamda ise, nesnel varlık konusu oldukça derindir. Birçok filozof, nesnel varlıkların “gerçek” olup olmadığı konusunda uzun tartışmalar yapmıştır. Kant gibi filozoflar, nesnel varlıkların bizim algılarımızla şekillendiğini savunmuşlardır. Yani, biz bir şeyi ne kadar “gerçek” olarak kabul edersek, o şeyin nesnel varlık olarak kabul edilmesinin temeli, insan algısına dayanır. Dış dünyada var olan her şey, aslında insan bilincinin bir yansıması olabilir.
Bu bakış açısına göre, bir nesnenin nesnel varlık olup olmadığı, bizim ona nasıl baktığımıza ve onu nasıl algıladığımıza bağlıdır. Örneğin, bir taş herkesin gözünde aynı şekilde görünebilir, ama o taş bir şair için ilham kaynağı olabilirken, bir mühendis için sadece bir yapı malzemesi olabilir. Bu durumda, nesnel varlık ile subjektif algı birbirine karışır ve insanlar arasındaki farklı bakış açıları ortaya çıkar.
Nesnel Varlık: Gerçekten Olan Şey Mi, Yoksa Bize Göre Bir Şey Mi?
Nesnel varlık, somut bir şey olarak karşımıza çıksa da, insan deneyimiyle birlikte şekillenir. Bu konuda mühendislik bakış açısıyla her şey daha net ve ölçülebilirken, insan bakış açısı duygusal ve subjektif olabiliyor. Burada kritik soru şu: Gerçekten var olan şey nedir? Yoksa varlık, sadece bizim ona yüklediğimiz anlamla mı şekillenir?
Bir köprü örneğini ele alalım. İçimdeki mühendis, “Bu köprü bir nesnel varlık, çünkü fiziksel olarak var ve hesaplamalarla güvenli olduğu kanıtlanabilir.” diyebilir. Ancak içimdeki insan, köprüyü bir sosyal bağlamda düşünür: “Bu köprü, bir yerden bir yere giden insanların hikayeleriyle var olur. O köprü, iki insanın buluştuğu yer olabilir. Bu, sadece fiziksel bir yapıdan daha fazlasıdır.” İşte burada, nesnel varlık ile onu algılama şeklimiz arasındaki fark belirginleşir.
Sonuç: Nesnel Varlık, Hem Somut Hem Soyut
Sonuç olarak, nesnel varlık hem fiziksel gerçeklikleri hem de duygusal ve toplumsal anlamları içerebilen bir kavramdır. İçimdeki mühendis, her zaman fiziksel ve ölçülebilir gerçeklikleri savunsa da, içimdeki insan tarafı bu nesneleri, duygularla ve toplumsal bağlamla anlamlandırmayı tercih ediyor. Nesnel varlık, aslında hayatın her iki yönünü, hem bilimsel hem de insani yönünü bir arada barındıran bir kavramdır.
Nesnel varlık nedir sorusu, basit bir matematiksel hesaplama gibi görünse de, içinde derin felsefi, duygusal ve toplumsal katmanlar barındıran bir meseledir. Hem bilimsel ölçümler hem de kişisel deneyimler bu kavramı şekillendirir ve her iki bakış açısı da birbirini tamamlar.