İçeriğe geç

LGS kaç oturum kaç saat ?

LGS Kaç Oturum, Kaç Saat? Gerçekten Adil Mi?

Hadi bakalım, LGS’nin kaç oturum, kaç saat olduğunu soralım ama asıl mesele bu değil, değil mi? Çünkü bu sınavın oturumları, saatleri, zorluk derecesi ve öğrenciler üzerindeki etkisi biraz daha derin bir tartışma gerektiriyor. Her şeyden önce şunu kabul edelim: LGS, öğrencilerin sadece bilgilerini değil, stres toleranslarını ve sınav maratonlarına dayanıklılıklarını da ölçen bir organizasyon gibi bir şey. Peki, bu gerçekten doğru bir ölçüm mü? LGS kaç oturum, kaç saat meselesine biraz cesur ve eleştirel bakalım.

LGS Oturumları: Gerçekten Bu Kadar Fazla Mı Olmalı?

Her yıl, çocuklarımız LGS’yi geçmek için dört bir yandan baskı altında. Bir öğrencinin, sabahın köründe başladığı bir sınav maratonu, saatlerce süren zihinsel bir çaba gerektiriyor. Sınavda iki oturum var: Birinci oturum Türkçe, Matematik, Fen Bilgisi ve T.C. İnkılap Tarihi; ikinci oturumda ise Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi ile İngilizce yer alıyor. Toplamda dört buçuk saatlik bir sınav süresi var. Yani, günün sonunda çocuklar, hem fiziksel hem zihinsel olarak tükenmiş oluyorlar. Gerçekten, bu kadar uzun bir sınav süresi ve bu kadar çok konu, öğrencilerin gelişiminde ne kadar sağlıklı bir etkisi var?

Bir de şu var: Eğitim sistemimizde ne zaman çocuklar için bir şeyler yapılacak olsa, genelde “daha fazla, daha zor” düşüncesi devreye giriyor. Ama bu sınav, acayip bir işkenceye dönüşmüyor mu? Bir çocuk, 12 yaşında bir insan, 4.5 saat boyunca en yoğun şekilde düşünmeye çalışıyor. Sonuçta psikolojik baskı, çocukları daha çok yıpratıyor. Elbette, öğrencilerin yeteneklerini test etmek önemli. Ancak bunun için bu kadar uzun süreli bir maraton gerekli mi?

LGS’nin Zayıf Yanları: Ne Kadar Adil?

Hadi, biraz da LGS’nin zayıf yönlerine bakalım. Bence en büyük sıkıntılardan biri, bu sınavın bir nevi “zihinsel dayanıklılık testi” gibi olması. Yani, evet, öğrencilerin bilgiye ne kadar hakim olduğunu görmek istiyoruz, ama sürekli stres altında bir çocuğun nasıl daha iyi performans göstereceği gerçekten tartışılır. Eğitim sistemimizin öğrencilerin genel gelişimine olan etkisini düşünürsek, sınavın stres düzeyini artırmak yerine daha sağlıklı, verimli bir ortamda bilgi edinmeleri sağlanabilir mi? Bunu tartışmalıyız.

Bir de sınavın adil olup olmadığı meselesi var. Öğrencilerin sadece derslerde ne öğrendiklerini değil, aynı zamanda ne kadar stresle başa çıkabildiklerini ölçen bir sınavda, bazı çocuklar doğal olarak dezavantajlı olabilir. Her öğrenci aynı ortamda büyümüyor, aynı imkanlara sahip değil. İstanbul’da bir özel okulda okuyan öğrenci ile köydeki bir devlet okulundaki öğrencinin sınavdaki başarısı ne kadar karşılaştırılabilir? Gerçekten her öğrencinin eşit şartlarda sınavı geçme şansı var mı? Bu soruları sormak gerekiyor.

LGS’nin Güçlü Yanları: Öğrenciyi Sınav Dünyasına Hazırlama

Bütün bu eleştiriler bir yana, LGS’nin de önemli güçlü yanları var. LGS, öğrencilere sınav tecrübesi kazandırmak için iyi bir fırsat. Özellikle üniversiteye geçiş süreci de oldukça zorlayıcı olduğundan, bu tür büyük sınavlara alışmak, öğrencilerin psikolojik olarak daha sağlam olmalarını sağlayabilir. Bir bakıma, bu sınav, ileride karşılaşacakları daha büyük testlere karşı bir hazırlık aşaması gibi. Ayrıca, her öğrencinin farklı alanlarda yetenekleri var ve bu sınav, onları farklı yönlerden değerlendirme fırsatı sunuyor. Matematikten güçlü olan bir öğrenci ile edebiyat konusunda iyi olan bir öğrenciyi ayrı bir şekilde ölçmek, aslında her bireyin yeteneklerini daha iyi analiz edebilmemize yardımcı olabilir.

LGS’nin Geleceği: Sınavlar Artık Nereye Gidiyor?

Bu soruya cevap vermek için biraz daha cesur olmak gerekebilir. LGS’nin şu anki yapısının gelecekte nasıl şekilleneceğini kimse kesin olarak bilemez. Ama şu bir gerçek ki, eğitim sisteminin baskıları arttıkça, sınavlar da bu baskıları artırmaya devam ediyor. Şimdi, biraz da geleceğe bakalım: LGS daha mı zorlaşacak? Daha fazla oturum, daha fazla süre, daha fazla strese hazır olun! Ancak bu, öğrencilerin gerçekten daha iyi bir eğitim aldıkları anlamına gelmiyor. Tam tersine, öğrencilerin öğretmenlerinden ve okullardan aldıkları eğitimin kalitesini artırmak, onlara sınavlardan daha önemli bir beceri kazandırmak çok daha değerli olabilir.

Sonuç: Sınav Maratonu mu, Yoksa Sağlıklı Bir Eğitim Mi?

Sonuç olarak, LGS’nin kaç oturum ve kaç saat olduğu gerçekten tartışmaya değer. Sınav süresinin uzunluğu ve içeriği, öğrenciler üzerinde gereksiz bir stres oluşturuyor. Evet, sınavlar önemli, ama öğrencilerin mental sağlıklarını ve gelişimlerini ön planda tutarak bu sınavlar daha adil ve sağlıklı hale getirilebilir. Gelecekte daha çok böyle sınavlar mı olacak? Yoksa eğitimde köklü bir değişiklik yapıp, gerçekten öğrencileri hayata hazırlayacak bir sistem mi kuracağız? Bence bunu sorgulamak, herkesin sorumluluğudur.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

şişli escort
Sitemap
betexperbetexpergir.net