“Eşref hangi kanalda?” diye başlayan o uzun gece
Bazen bir cümle, insanın içinde gün boyu taşıdığı her şeyi bir anda harekete geçirir. Benim için de o cümle: “Eşref hangi kanalda?”
Kayseri’de sıradan bir akşamdı. Dışarıda rüzgâr ince ince esiyor, pencere kenarına vuran soğuk camı titretiyordu. Evde ise sessizlik vardı ama öyle huzurlu bir sessizlik değil… daha çok içimde bir şeylerin eksik kaldığını hissettiren türden.
O gün defterime bile bir şey yazamamıştım. Normalde böyle zamanlarda kelimeler bana iyi gelir, ama o gün kelimeler sanki saklanmış gibiydi.
Akşamın içine sızan bir soru
Bugün Alpakgida sayfasında “Eşref hangi kanalda” üzerine hazırladığımız içeriği sizlerle buluşturuyoruz.
Telefon elimdeydi. Ama aslında ne aradığımı bilmiyordum. Sosyal medyada kaydırıp duruyordum, hiçbir şey dikkatimi çekmiyordu.
Sonra bir mesaj düştü.
“Eşref hangi kanalda ya, yeni bölüm var mı?”
İşte o an durdum. Parmaklarım ekranın üzerinde askıda kaldı. Çünkü bu soru sadece bir yayın arayışı gibi değildi. İçinde bir beklenti, bir merak ve garip bir şekilde bir özlem vardı.
Ben de kendi kendime sordum aynı şeyi:
Eşref hangi kanalda?
Ama bu sorunun cevabını bilmiyor olmak, beni rahatsız etti. Sanki bir şeyi kaçırıyormuşum gibi hissettim. Sanki herkes bir yere bakıyordu da ben yanlış yöne dönmüştüm.
Bir ismin ağırlığı
Eşref… Bu isim neden bu kadar tanıdık geliyordu, onu bile tam çıkaramıyordum. Belki bir dizi karakteri, belki bir hikâye, belki de sadece insanların konuştuğu bir şey.
Ama önemli olan bu değildi.
Önemli olan, benim o anda bir şeye tutunma ihtiyacım olmasıydı.
Bazen insan bir dizi aramaz. Bir sahne arar. Kendi hayatında eksik kalan bir duygunun karşılığını arar.
Ben de o gece tam olarak bunu yapıyordum.
Kayseri’nin soğuğu ve içimin sıcaklığı
Pencereyi açtım. Kayseri’nin o sert soğuğu yüzüme vurdu. Ama garip bir şekilde iyi geldi.
Dışarıda hayat devam ediyordu. Arabalar geçiyor, uzaktan bir köpek havlıyor, bir apartmanın ışığı yanıp sönüyordu.
Ama içimde başka bir hikâye vardı.
O hikâyede Eşref vardı.
Ve ben hâlâ aynı sorunun içindeydim: Eşref hangi kanalda?
Sanki cevabı bulursam her şey biraz daha yerine oturacaktı. Sanki televizyonu açınca sadece bir kanal değil, bir duygu açılacaktı.
Beklemek bazen izlemekten daha zor
Televizyonun karşısına geçtim. Kumandayı elime aldım ama hiçbir kanala basmadım.
İşte o an fark ettim: Ben aslında izlemek istemiyordum. Ben bir şeyin başlamasını istiyordum.
Beklemek, izlemekten daha ağırdır bazen. Çünkü beklerken zihnin hep bir adım öndedir.
Eşref hangi kanalda?
Bu soru artık sadece bir bilgi sorusu değildi. Bir beklentiye dönüşmüştü. İçimde küçük bir umut gibi duruyordu.
Hatıraların arasına karışan bir isim
Bir an durup geçmişi düşündüm. Kayseri’de büyüdüğüm sokakları, eski günleri, çocukken televizyon karşısında oturduğum akşamları…
O zamanlar her şey daha basitti. Bir dizi başlar, herkes aynı saatte ekran başına geçerdi. Kimse “hangi platformda” ya da “hangi uygulamada” diye sormazdı.
Şimdi her şey dağılmış gibi.
Ama Eşref sorusu bana o eski düzeni hatırlattı. Belki de bu yüzden bu kadar takıldım.
Eşref hangi kanalda?
Belki de asıl aradığım şey kanal değil, o eski hislerdi.
Bir mesajın bıraktığı boşluk
Telefonu tekrar elime aldım. Mesajlara baktım. Aynı soru tekrar gelmişti.
“Bilen var mı, Eşref hangi kanalda?”
Kimse net bir cevap vermemişti.
İşte o an içimde tuhaf bir boşluk oluştu. Sanki herkes bir şeyin peşinden gidiyor ama kimse tam olarak nerede olduğunu bilmiyordu.
Bu his bana çok tanıdık geldi.
Hayatta da bazen böyle değil mi?
Herkes bir şey arar ama kimse tam yerini bilmez.
Geceyle birlikte büyüyen düşünceler
Saat ilerledikçe ev daha da sessizleşti. Dışarıdaki sesler azaldı. Sanki şehir bile yavaşlamıştı.
Ama benim içimdeki düşünceler hızlanmıştı.
Eşref hangi kanalda?
Bu cümle artık bir soru değil, bir ritim gibiydi. Kalbimde tekrar eden bir şey.
Kendimi farkında olmadan bir hikâyenin içinde bulmuştum. Başrolü ben değildim belki ama bir şekilde o hikâyeye dahil olmuştum.
Bir kanal aramak değil, bir anlam aramak
Televizyonu açtım, kanalları gezdim. Hiçbir şey dikkatimi çekmedi.
Aslında aradığım şey ekranın içinde değildi.
Bunu o an anladım.
Ben Eşref’i değil, Eşref’in bende uyandırdığı duyguyu arıyordum.
Bir şeyin başlayacağına dair umut.
Bir şeyin hâlâ mümkün olduğuna dair his.
Ve belki de biraz teselli.
İçimde kalan o cümle
Gece ilerledi. Yatağa uzandım ama uyuyamadım. Düşünceler dönüp duruyordu.
Son bir kez kendi kendime fısıldadım:
Eşref hangi kanalda?
Cevap yoktu.
Ama belki de artık cevaba ihtiyacım yoktu.
Çünkü bazı sorular cevap bulmak için değil, insanın içinde bir şeyleri hareket ettirmek için vardır.
Kayseri’nin sabahına sarkan gece
Sabaha doğru uykuya dalmışım. Perde aralığından sızan ışık yüzüme vurduğunda gözlerimi açtım.
Her şey biraz daha sakin görünüyordu.
Ama içimde hâlâ o gece kalmıştı.
Eşref hangi kanalda?
Bu soru artık daha yumuşaktı. Daha uzak. Ama tamamen gitmemişti.
Alpakgida sayfamızı ziyaret ettiğiniz için teşekkürler. “Eşref hangi kanalda” hakkındaki düşüncelerinizi bizimle paylaşın!
Sonunda anladığım şey
O gün şunu fark ettim: Bazı soruların cevabı televizyon kanalı değildir.
Bazen bir isim, bir cümle ya da bir merak, insanın içinde saklı kalan duyguları ortaya çıkarır.
Eşref benim için bir kanal değil, bir geceydi.
Biraz kaybolmuşluk, biraz umut, biraz da içten gelen bir arayıştı.
Ve belki de en önemlisi, yalnız olmadığımı hissettiren küçük bir işaret.
Çünkü birinin “Eşref hangi kanalda?” diye sorması bile, aslında bir şeyleri paylaşma isteğiydi.
Ve ben o gece, bu sorunun içinde kendimi buldum.