id=”m9kl5p”
Alemi Vücub Ne Demek? Felsefi Bir Yolculuğa Çıkalım Ama Önce Kahve İçelim
İzmir’in kıyılarına vuran dalgaların sesi, sabahları kahvemle birlikte gelen huzur ve o bilindik “düşünme” hali… Herkes, “Bu kadar derin düşünmene gerek yok” dese de ben, hayatı sorgulamadan geçemiyorum. Evet, arkadaşlarımın gözünde biraz fazla felsefi takılabilir ve bazen dilimi ısırıp duruyorum, çünkü düşündüklerim bazen bana bile fazla geliyor. Bu yazıda, derin düşüncelere dalmak gibi bir amacım yok ama laf aramızda, “Alemi vücub ne demek?” sorusunun cevabını bulmamız gerek. Ve buna, tabii ki şüpheci kafamla yaklaşacağız. Hadi bakalım, kafalar hazırsa felsefi bir yolculuğa çıkalım… ama önce kahve içelim.
Alemi Vücub: Ne Demek Ama? Anlayabilene
Şimdi, bu işin felsefi kısmı biraz kafa karıştırıcı, onu kabul ediyorum. Ama olsun, ben size her şeyin anlamını anlatacağım. Alemi vücub, aslında kelime anlamıyla “varlıkların zorunlu olarak var olması” anlamına gelir. Kulağa çok derin geliyor, değil mi? Evet, biraz öyle. Birçok felsefi düşünür, alemi vücub kavramını kullandığında evrenin zorunlu olarak var olduğuna dair bir açıklama yapıyorlar. Yani, bir şeyin “zorunlu” olması, onun var olmasının bir gereklilik olduğudur. Neden? Çünkü bu, bir tür ontolojik zorunluluktur. Ama bu kadar karmaşıklaştırmaya gerek yok. Şöyle düşünün: “Benim sabah kahvemi içmem zorunludur, çünkü uykusuz bir şekilde güne başlamak, tam anlamıyla felakettir.” İşte ben, bu gerçeği yaşarken, alemi vücub fikrini de gayet iyi anlıyorum.
Şimdi biraz daha derine inelim. “Alemi vücub” demek, aslında “bu evrenin varlıkları, bir şekilde var olmak zorundadır, çünkü varlıkları açıklayacak bir neden yoktur” demek. İşte ben de her gün sabah uyanıp, “Ya bugün de bir şey olur mu?” diye düşündüğümde, evrenin bir zorunluluk olduğunu hissediyorum. Yani, bir şeylerin olması gerekir çünkü öyle olması gerekir. Anlatabildim mi?
Hayat, Alemi Vücub ve Kahve Arası
Bunu düşündüğümde, aklıma hep şu gelir: Kahvemi içmesem, tam anlamıyla “yaşamaz” mıyım? Gerçekten bu kadar küçük bir şey bile hayatta bir zorunluluk yaratıyor. Mesela geçen gün, çakma bir filozof gibi “Kahve zorunlu değil ama ben istemezsem yaşamam!” dedim. Cevap geldi: “Eee, zorunlu değilse?!” Ben de bu soruya, “Yok canım, zorunlu zaten!” şeklinde yanıt verdim. Ama sonra düşündüm… Alemi vücub ne demek? Kahve içmek zorunda mıyım? Ya da gerçekten evrenin bu kadar “zorunlu” olmasına, bizim kahve içmeye zorunlu olmamıza ne kadar benziyor?
Biraz daha derinleşelim. Bazen düşünüyorum, “Gerçekten zorunlu olan şey nedir?” Sabahları o kadar çok şeyi zorunlu kılıyoruz ki. İşe gitmek zorundayız, kahve içmek zorundayız, yemek yemek zorundayız, ama aslında bu zorunluluklar bizim kafamızda oluşan hayali “zorunluluklar” değil mi? Kahve içmemek aslında bir zorunluluk olabilir mi? Kendimi zorunda hissettiğimde, aslında bir bakıma alemi vücub anlayışını hayatımda hissediyorum. Sadece fiziksel anlamda değil, duygusal anlamda da hayatın zorunlu akışına kapılıyorum. Ama bir yandan da düşünüyorum, “Bunlar gerçekten zorunlu mu? Ya da gerçekten bu kadar önemli mi?”
Arkadaşlarım ve Alemi Vücub Üzerine Kısa Diyaloglar
Bir akşam arkadaşlarla toplandık. Şu tipik, birbirine geçmiş esprili konuşmaların yapıldığı bir ortam. Hepimiz sırasıyla filozof takılıyoruz, ama birden, “Alemi vücub ne demek?” diye sordum. Herkes bir bakış attı, “Ya bu ne şimdi?” dediler. Cevap verme sırası bana geldi. Sonuçta, bir felsefi soruyu ben sormuşum, yanıtlayacak da ben olacağım. Ve işte başlıyoruz:
Ben: “Biliyorsunuz, bir şeyin zorunlu olması, onun var olmasının bir gereklilik olduğudur. Yani kahve içmemek benim için aslında yok olmak gibi bir şey. Anlıyor musunuz? Zorunlu olan her şey, var olmak zorundadır!”
Arkadaşım 1: “Kahve zorunlu değil, hayat zorunlu. Eğer kahve içmezsen, ‘hayatın anlamını sorgulamak’ zorunda kalırsın, o yüzden içiyorsun.”
Arkadaşım 2: “Yani, demek ki kahveye ihtiyacımız yokmuş, sadece ‘başka bir anlam bulma’ ihtiyacımız varmış. Neyse, biraz daha kahve içerim.”
Ben: “Bakın, o kadar derinleşmek istemiyorum ama bu alemi vücub, gerçekten çok güzel bir kavram. Hatta felsefi bir bakış açısına sahip olursak, aslında her şeyin bir ‘zorunluluğu’ vardır. Ve biz, o zorunlulukların peşinden gideriz. Bazen kahve, bazen insan… Ama sonuçta bir şeyin var olma zorunluluğuna karşı koyamayız.”
Arkadaşım 3: “Evet, ama bir de insan var. Senin bu derin düşüncelerinin zorunlu olduğu kadar, kahve içmek zorunlu değil!”
Ben: “Tamam, tamam, kabul. O zaman, zorunluluklar gerçekten kafamızda yaratılabilir mi?”
Ve tüm bu diyalog, aslında çok basit bir konuya da değiniyor. Hayatta “zorunluluk” dediğimiz şey ne kadar bizden bağımsız? Gerçekten hayatın her parçası bir zorunluluk mu taşıyor? Yoksa biz mi her şeye anlam yüklüyoruz?
Alemi Vücub: Kafalarda Dönüp Duruyor
Şimdi, belki de kafamızdaki zorunlulukları ve hayal ettiğimiz “anlamları” düşünme zamanı. Kahve içmek zorunluluk mu? Yoksa belki de sadece keyif. İşe gitmek zorunluluk mu? Yine de belki sadece bir alışkanlık. Ve hayatta her şeyin bir zorunluluğu var mı? Bunu bulmak için hayatta ne kadar derine inmemiz gerekebilir? İşte, “Alemi vücub ne demek?” sorusu tam da bu noktalarda karşımıza çıkıyor. Zorunluluklar ve varlıklar, aslında bizim ne kadar anlam yüklediğimizle şekilleniyor.
O yüzden, bir gün birisi size “Alemi vücub ne demek?” diye sorarsa, belki de en iyi cevabı şöyle verebilirsiniz: “Kahve içmek zorunludur, çünkü başka türlü bu düşüncelerle başa çıkamam!”